• Biz Kimiz
  • Künye
logo
logo
  • Anasayfa
  • Haberler
    • Gündem
    • Mobil
    • Bilişim
    • Teknoloji
  • Yazarlarımız
  • Editörün Kaleminden
  • ICT MEDIA TV
  1. Anasayfa
  2. Editörün Kaleminden
  3. Ankara’da Çekilen Fotoğraf ve Lefkoşa’nın Duymak İstemediği Gerçekler
Ankara’da Çekilen Fotoğraf ve Lefkoşa’nın Duymak İstemediği Gerçekler

Ankara’da Çekilen Fotoğraf ve Lefkoşa’nın Duymak İstemediği Gerçekler

ICT Media ICT Media
9 Temmuz 2026 16:47
Paylaş

Bazı fotoğraflar tarihe düşülen sessiz notlardır. Ankara’da çekilen NATO Zirvesi aile fotoğrafı da bunlardan biriydi. O karede yalnızca liderler değil, değişen dünyanın güç haritası da vardı.

Uluslararası ilişkilerde kimi zaman uzun bildirilerden çok tek bir kare konuşur.

Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi işte böyle bir dönüm noktasıydı.

Bir yanda Avrupa’nın güvenliği yeniden şekillenirken, diğer yanda Karadeniz’den Orta Doğu’ya uzanan kriz kuşağında Türkiye’nin üstlendiği rol uluslararası kamuoyu tarafından bir kez daha teyit edildi.

Ancak tam da bu atmosferde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in yaptığı açıklamalar, değişen jeopolitiği okumakta zorlanan bir anlayışın yansıması olarak dikkat çekti.

Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecini yeniden Kıbrıs sorununa bağlama çabası yeni değildi.

Yeni olan, dünyanın artık bu eski ezberlerle hareket etmiyor oluşuydu.

Ankara’da Çekilen Fotoğrafın Anlamı

NATO Zirvesi’nin en önemli sonucu yalnızca alınan kararlar değildi.

Asıl sonuç, Türkiye’nin uluslararası sistem içerisindeki konumunun geldiği noktaydı.

Rusya-Ukrayna Savaşı Avrupa’nın güvenlik anlayışını değiştirdi.

Enerji arz güvenliği yeni ittifakları zorunlu kıldı.

Göç yönetimi Avrupa’nın temel meselelerinden biri hâline geldi.

Terörle mücadele NATO gündeminin üst sıralarına yerleşti.

Bu başlıkların tamamında Türkiye belirleyici aktörlerden biri olarak öne çıktı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zirve sonrasında verdiği mesajlar da bu tabloyu tamamladı.

Türkiye artık yalnızca güvenlik tüketen değil, güvenlik üreten bir ülkedir.

Savunma sanayiinde ulaşılan seviye, “Çelik Kubbe” gibi projeler ve artan diplomatik kapasite, Ankara’nın yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte dikkate alınan bir merkez hâline geldiğini gösteriyor.

Rum Tarafının Bitmeyen AB Kozu

Nikos Hristodulidis’in Türkiye-AB ilişkilerindeki her olumlu gelişmeyi Kıbrıs dosyasına bağlama girişimi aslında uzun yıllardır değişmeyen bir stratejidir.

Rum yönetimi, Avrupa Birliği üyeliğini yalnızca ekonomik ve siyasi bir platform olarak değil, aynı zamanda Türkiye üzerinde baskı oluşturabilecek diplomatik bir araç olarak değerlendirmektedir.

Ancak uluslararası ilişkiler durağan değildir.

Bugün Avrupa Birliği’nin güvenlik politikaları dahi NATO’dan bağımsız düşünülememektedir.

NATO içerisinde ise Türkiye vazgeçilmez ülkelerden biridir.

Dolayısıyla Ankara’nın stratejik öneminin arttığı bir dönemde, eski diplomatik yöntemlerin aynı sonucu vereceğini düşünmek gerçekçi görünmemektedir.

Kıbrıs sorunu elbette önemini korumaktadır.

Ancak bu sorunun çözümü, yalnızca tek tarafın beklentileri üzerinden şekillenebilecek kadar basit değildir.

Atina’nın Çelişkisi

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis son dönemde Türkiye ile diyalog mesajları veriyor.

Bu, bölgesel istikrar açısından olumlu bir söylemdir.

Ancak aynı süreçte Türkiye’nin savunma projelerine veya F-35 programına ilişkin itirazların gündeme gelmesi, söylem ile eylem arasındaki uyumu sorgulatmaktadır.

İyi komşuluk ilişkileri karşılıklı güven gerektirir.

Güven ise yalnızca açıklamalarla değil, tutarlı politikalarla inşa edilir.

Türkiye bugüne kadar Yunanistan’ın savunma tercihlerini belirlemeye çalışan bir politika izlemediğini vurguluyor.

Dolayısıyla Atina’nın benzer konulardaki tutumu doğal olarak eleştirilere konu olmaktadır.

1974’ten Bugüne Değişen ve Değişmeyenler

Kıbrıs meselesi yarım asrı aşan bir geçmişe sahip.

1974 sonrasında adada oluşan fiili durum, onlarca müzakere sürecine rağmen kalıcı biçimde değişmedi.

2004 yılında Birleşmiş Milletler öncülüğünde hazırlanan Annan Planı referanduma sunuldu.

Kıbrıslı Türk seçmenlerin çoğunluğu plana destek verirken, Rum seçmenlerin çoğunluğu plana karşı çıktı.

Ardından Avrupa Birliği, uluslararası tanınmış hükümet olarak Güney Kıbrıs’ı üyeliğe kabul etti.

Bu süreç, taraflar arasında güven sorununun derinleşmesine neden olan gelişmelerden biri olarak değerlendirildi.

2017’de Crans-Montana görüşmeleri de kalıcı uzlaşı sağlayamadı.

O tarihten bu yana tarafların çözüm modellerine ilişkin yaklaşımları daha da farklılaştı.

Bugün gelinen noktada açık olan gerçek şudur:

Yarım asırlık sorun, eski yöntemlerin tekrar edilmesiyle çözülememiştir.

Doğu Akdeniz’de Yeni Güç Dengesi

Doğu Akdeniz son on yılda yalnızca bir deniz değil, küresel rekabet alanına dönüştü.

Enerji kaynakları…

Deniz yetki alanları…

Savunma iş birlikleri…

Yeni ulaştırma koridorları…

Siber Güvenlik yatırımları…

Bütün bu başlıklarda Türkiye önemli bir aktör olarak öne çıkmaktadır.

Savunma sanayiindeki gelişmeler ve NATO içerisindeki stratejik rolü de bu tabloyu güçlendirmektedir.

Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, Türkiye’nin bu alanlardaki ağırlığını uluslararası kamuoyuna bir kez daha gösterdi.

Bu nedenle Doğu Akdeniz’de kurulacak hiçbir güvenlik veya enerji denkleminde Türkiye’nin göz ardı edilmesi kolay görünmemektedir.

Kıbrıs Dosyasında Yeni Paradigma

Uluslararası sistem değişiyor.

Buna bağlı olarak Kıbrıs dosyasının ele alınış biçimi de değişmek zorunda.

Tarafların temel görüş ayrılıkları devam ederken, kalıcı çözümün ancak karşılıklı kabul edilebilir bir zeminde mümkün olabileceği yönündeki değerlendirmeler giderek daha fazla dile getiriliyor.

Bu çerçevede yalnızca geçmişin siyasi söylemlerini tekrar etmek yerine, yeni güvenlik ve jeopolitik gerçekliklerin de dikkate alınması önem taşıyor.

Ankara’nın uluslararası konumundaki değişim, Kıbrıs meselesini doğrudan çözmese de müzakere ortamını etkileyebilecek önemli faktörlerden biri olarak görülüyor.

Tarihin Akışına Direnmek Mümkün Değildir

Uluslararası ilişkilerde devletler temennilere göre değil, güç dengelerine göre hareket eder.

Bugün Ankara’da ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin bölgesel ve küresel güvenlik mimarisindeki yerini bir kez daha göstermiştir.

Bu tabloyu yalnızca siyasi rekabetin gözlüğüyle okumak eksik kalacaktır.

Asıl görülmesi gereken gerçek şudur:

Doğu Akdeniz’de kalıcı barış da Avrupa’nın güvenliği de Kıbrıs’ta sürdürülebilir bir çözüm de Türkiye’nin dışlandığı bir denklemle kolayca sağlanamaz.

Ankara’da çekilen fotoğraf işte tam da bunu anlatıyordu.

Ve belki de o fotoğrafın en güçlü mesajı şuydu:

Jeopolitik, arzuların değil gerçeklerin dilidir. Gerçekleri görmezden gelenler günü kurtarabilir; ancak geleceği inşa edemez. Bugün Doğu Akdeniz’de geleceği belirleyecek olan da sloganlar değil, değişen güç dengelerini doğru okuyabilen akıldır.

Paylaş
NATO Ankara lefkoşa Doğu Akdeniz KKTC Nato Zirvesi

Editörün Kaleminden Kategorisinin En Yenileri

DEMOKRASİ HAVARİLERİNİN KIBRIS AYNASI
DEMOKRASİ HAVARİLERİNİN KIBRIS AYNASI
4 Eylül 2026 12:30
KIBRIS’TA YENİ OYUN: TÜRKİYE’Yİ KİMSE ESKİ TÜRKİYE SANMASIN
KIBRIS’TA YENİ OYUN: TÜRKİYE’Yİ KİMSE ESKİ TÜRKİYE SANMASIN
25 Ağustos 2026 13:29
Deniz Milli Parklarından Mavi Vatan’a…
Deniz Milli Parklarından Mavi Vatan’a…
19 Ağustos 2026 15:14
Bir Kurumun Asıl Sınavı: Liyakat, Bağımsızlık ve BTK’nın Geleceği (BÖLÜM 3)
Bir Kurumun Asıl Sınavı: Liyakat, Bağımsızlık ve BTK’nın Geleceği (BÖLÜM 3)
10 Ağustos 2026 11:02
Avrupa Birliği’nin Eski Alışkanlığı: Kıbrıs’ta Taraf Olup Hakemliğe Soyunmak
Avrupa Birliği’nin Eski Alışkanlığı: Kıbrıs’ta Taraf Olup Hakemliğe Soyunmak
31 Temmuz 2026 12:29
Kıbrıs’ta Değişen Gerçeklik: Artık Eski Ezberlerin Değil, Yeni Gerçeklerin Zamanı
Kıbrıs’ta Değişen Gerçeklik: Artık Eski Ezberlerin Değil, Yeni Gerçeklerin Zamanı
30 Temmuz 2026 12:32
ICT MEDİA DERGİSİ EYLÜL 2026 SAYISI YAYINDA!
Dergi

ICT MEDİA DERGİSİ EYLÜL 2026 SAYISI YAYINDA!

Copyright © 2022. All Rights Reserved. ICT Media

Webmail

play store app store

Bu websitesi Odeaweb sunucularında barındırılmaktadır.